Anasayfa'ya gitmek için tıklayınız.

 

 

                                                            

İletişim
Giriş Sayfam Yap!

          

Konuk Defteri
Sık Kullanılanlara Ekle

ATATÜRK KÖŞESİ

Sendikalı Olmak
Tarihçemiz
Atasen Marşı
Temel İlkelerimiz
Tüzüğümüz
Genel Merkez
Temsilciliklerimiz

BELGELİK

PROJELERİMİZ

HUKUK DANIŞMANLIĞI

BAĞIŞ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


YAZARLARIMIZ >> Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN
 

 

 

 

Atatürk Çizgisinde Örgütlenme

 

Türkiye Cumhuriyeti büyük önder Atatürk’ün oluşturduğu bir devlet modeli ile kurulmuştur. Mustafa Kemal, yeni bir devlet kurarken ülke gerçeklerini dikkatle incelemiş ve hem ülkenin hem de toplumun özel koşullarına göre bir devlet modeli ortaya çıkarmıştır. Diğer devletlerle karşılaştırıldığında  onlara hem benzeyen hem de benzemeyen özelliklere sahip bir siyasal teşkilatlanma olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı görülmektedir. Bu nedenle Türkiye’de yaşayanların ve Türkiye’yle ilişki içine girenlerin, bu ülkenin kendine özgü koşullarından haberdar olmaları gerekmektedir. Türk devletinin, Atatürk’ten gelen farklı çizgisi ve yapılanma modeli anlaşılmadıkça, Türkiye Cumhuriyeti’nde hem yaşamak hem de etkinliklerde bulunmak sorunlu boyutlarda gelişecektir.

Atatürk çizgisi bütünüyle değişik ve ülke koşullarına özgü bir model üzerine dayanmaktadır. Avrupa tipi devlet modeli hedef olarak seçilmiştir ama ülke Avrupa’nın dışında kaldığı için, bulunduğu bölgeden gelen farklı özelliklere sahiptir. Bu nedenle Türkiye’de sosyal ya da siyasal çalışmalar yaparken belirli amaçlarla örgütlenirken Atatürk’ten gelen devlet modelini öncelikli olarak dikkate almak gerekmektedir. Ayrıca Türk toplumunun var olan devletin paralelindeki sosyal yapısı da aynı doğrultuda dikkate alınmak zorundadır. Devletin ve toplumun mevcut yapısını dikkate alarak yapılan çalışmalar ve örgütlenmelerin her zaman daha başarılı sonuç verdiği cumhuriyet tarihi boyunca görülmüştür. Halka en çok giden, ulusal çıkarlara en fazla duyarlılık gösteren toplumsal çalışmalar ve örgütlenmelerin diğerlerinden daha fazla sonuç aldığı görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti bir Kuva-yı Milliye mücadelesi sonucunda ortaya çıkmış olan siyasal yapılanmadır. Temelinde ulusal kurtuluş savaşı olan bir devlet yapısı çerçevesinde önceliği ulusal çıkarlar olan ve ülkenin ulusal sorunlarına ağırlık veren örgütlenmelerin daha ön planda olacağı açıktır. Bir ulus devletin ulusal toplum yapısı beraberinde ulusal sorunlara öncelik ve daha fazla duyarlılık getireceği açıktır. Türkiye Cumhuriyeti ulus devletinin kuruluş ve varoluş gerekçesi, böylesine örgütlenmelere öncelik getirmektedir. Türk ulusu nasıl ki emperyalizme karşı bir ulusal kurtuluş mücadelesiyle dünya sahnesine çıktı ise benzeri bir ulusal kurtuluş mücadelesiyle ayakta kalacak ve yoluna devam edecektir.

Büyük Atatürk, ülkemizin kurucusu olduğu kadar aynı zamanda halkımızın da başöğretmeniydi. Devletin kurulması ve cumhuriyetin ilanından sonra Millet Mektepleri ve Halkevleri girişimleriyle bir başöğretmen olarak Mustafa Kemal Türk halkının içinde bulunmuş, harf devrimi çalışmalarına bizzat katılarak bu konuda da öncülük görevini yerine getirmiştir.

Türk milletinin yükselmesi için öğretmenlere çok önem veren Mustafa Kemal, cumhuriyetin öncü kadrosu olan öğretmenlerle beraber ülkenin her köşesinde halkın içinde olmuş ve Türk halkının kısa zamanda çağdaş düzeye gelebilmesi için halkçı bir mücadeleye girişmiştir. Ülkemizin kurucusu başöğretmen olunca, Türk öğretmenlerine  başöğretmeni izlemek ve onun izinden giderek çalışmak görevi ulusal bir görev olmaktadır. İçine girmiş olduğumuz yeni yüzyılda, geçen asırdan gelen Atatürkçü birikimin hem korunması hem de yeni kuşaklara aktarılması gerekmektedir. Atatürk’ün cumhuriyeti önümüzdeki dönemde var olabilmek için Türk öğretmenlerinin ulusal birikiminin Atatürk çizgisinde Türk toplumuna aktarılmasına gereksinme duymaktadır. İşte böylesine bir toplumsal gereksinmeyi karşılayabilmek için Türk öğretmenlerinin Atatürk’ün izinde örgütlenmeleri gerekmektedir.

Atasen, Atatürkçü öğretmenleri ve eğitim insanlarını bir araya getirmek, Atatürk’ün cumhuriyetine ve  Türk milletinin ulusal çıkarlarına sahip çıkabilmek için yola çıkmış bir kamu personeli sendikasıdır. Bir anlamda öğretmenlerin meslek kuruluşu olarak da eğitim dünyasında Atatürk ilke ve devrimlerinin savunuculuğunu yapacak ve bu düşüncenin yeni kuşaklara aktarılması doğrultusunda Türk öğretmenlerine öncülük yapacaktır. Türk öğretmeni Atatürk ilke ve devrimlerinin savunuculuğunu yaparken artık yalnız kalmayacak; Atatürk ve cumhuriyet düşmanlarına karşı daha örgütlü bir düzeyde karşı çıkarak mücadelesini en üst düzeyde sürdürecektir. Böylesine örgütlü bir yapının artık bütün yurt düzeyinde oluşturulmasının zamanı gelmiştir.

Türk öğretmeni, Atatürk’ün izinden giderek Atasen çatısı altında bir araya gelecek ve ortak bir güç birliğiyle Atatürk’ün eseri olan çağdaş Türkiye Cumhuriyetine sahip çıkacaktır. Atatürk ilke ve devrimleri artık örgütlü öğretmen kitlesinin daha sıkı ve planlı çalışmaları ile korunacak, geleceğin güçlü Türkiye’si, kurucusunun ortaya koyduğu model çerçevesinde eğitim ordusunun öncülüğüyle ortaya çıkarılacaktır. Örgün eğitim alanı kadar yaygın eğitim alanlarında da benzeri mücadele bir ulusal görev olarak yerine getirilecektir. Atasen’e kutsal bir mücadele yolunda başarılar diliyor ve Atatürkçü çabalarını destekliyoruz. Bütün yurtseverlere Atasen’i destekleme görevi düşmektedir.

 

Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Anabilim Dalı Başkanı

 

 

My Great Web page

Facebookta Paylaş

Tweetle