Anasayfa'ya gitmek için tıklayınız.

 

 

                                                                      

İletişim
Konuk Defteri
Sık Kullanılanlara Ekle
Giriş Sayfam Yap!

 

ATATÜRK KÖŞESİ

Sendikalı Olmak
Tarihçemiz
Atasen Marşı
Temel İlkelerimiz
Tüzüğümüz
Genel Merkez
Temsilciliklerimiz

BELGELİK

PROJELERİMİZ

HUKUK DANIŞMANLIĞI

BAĞIŞ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


YAZARLARIMIZ >> Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN
 

 

 

 

Eğitim Özelleştirilemeyecek Kadar Önemli Bir Kamu Hizmetidir

 

          İnsan varlığını en yakından ilgilendiren eğitim gibi önemli bir alanın devletçe terk edilmesi ve bu yaşamsal alanın özel sektör kuruluşlarına bırakılması, batılı kapitalist merkezlerin baskı ve dayatmaları sonucunda ulus devletlerce yerine getirilmeye başlanmış ve bu doğrultuda büyük çapta özelleştirmeler yapılarak eğitim hizmetlerinden devletlerin geri çekilmeleri sağlanmaya başlanmıştır. Eğitim kurum ve kuruluşları küresel emperyalizmin uluslararası tekelci şirketlerine ya da onların yerli ortağı konumundaki şirketlere asgari ücretlerle devredilerek kamusal mal varlığı önemli ölçülerde zarara uğratılmıştır. Devletler, eğitim alanından geri çekilirlerken büyük masraflarla yapılmış olan kamunun önde gelen eğitim birimlerinin de yavaş yavaş özel sektör kurumlarına devredildiği birçok ülkede görülmüştür. Devletlerin küçültülmesi sırasında yurttaşa ve halk kitlelerine eğitim vermek durumunda olan önemli kamu eğitim kuruluşlarının ilgisiz insanların ya da şirketlerin eline geçtiği görülmüş ve böylesine olumsuz bir durumun ortaya çıkardığı sorunlarla boğuşulmaya başlanmıştır.

            Her devletin kendi anayasal düzeni çerçevesinde ve yasama organının çıkardığı yasalar doğrultusunda ciddi bir kamu hizmeti olarak vermesi gereken eğitim hizmetlerinin, özelleştirmeler yoluyla ilgisiz kişilerin ve patronların eline geçmesi birçok ülkedeki eğitim düzenini alt üst etmiştir. Zaman zaman devletlerin öncülüğünde gerçekleştirilen eğitimde reform girişimleri özel sektör düzeninde yapılamaz hale gelmiş ve bu nedenle de birçok ülkedeki eğitim düzenlerinin istenen düzeylerde geliştirilebilmesi ya da yenilenerek geliştirilmesi olanaksızlaştırılmıştır. Devletlerin kamu yararını gözeterek her türlü riski ve maliyeti göze alarak yapmış olduğu eğitim girişimlerine, eğitim kuruluşlarının yeni sahibi olan şirketlerinse yönelmediği görülmüştür. Özel sektörün en büyük kuralı olan en düşük masrafla en yüksek kazanca ulaşma ilkesi, eğitim alanındaki şirketlerde de görülmüş ve bu nedenle öğrencilere daha iyi ve geliştirilmiş yöntem ya da araçlar yoluyla eğitim verilmesi gerekirken tersi bir durum oluşmuştur. Masraflardan kısarak daha çok kazanç elde etmeye yönelen şirketlerin, gereken zamanda zorunlu masrafları yapmaması ya da yeni yatırımlar yoluyla daha gelişmiş eğitim hizmetlerine yönelmemesi nedeniyle öğrenci kitlelerinin mağdur olmuştur. Böylesine olumsuz bir durum da eğitimin özelleştirilemeyecek kadar önemli bir kamu hizmeti olarak kalması gerçeğini ve gerekliliğini bir kez daha kanıtlamıştır. Eğitim işinin şakaya gelmeyeceği, olur olmaz şirketlerin bu gibi işlere yeterli bir düzeye gelmeden girdikleri, eğitim bakanlıklarının şirketlere yeterlilik verme konusunda üzerine düşen hassasiyeti göstermediği de görülünce, eğitimde özelleştirme furyası yavaşlamıştır.

 

Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Anabilim Dalı Başkanı

 

 

My Great Web page

Facebookta Paylaş

Tweetle