Anasayfa'ya gitmek için tıklayınız.

 

 

                                                                      

İletişim
Konuk Defteri
Sık Kullanılanlara Ekle
Giriş Sayfam Yap!

ATATÜRK KÖŞESİ

Sendikalı Olmak
Tarihçemiz
Atasen Marşı
Temel İlkelerimiz
Tüzüğümüz
Genel Merkez
Temsilciliklerimiz

BELGELİK

PROJELERİMİZ

HUKUK DANIŞMANLIĞI

BAĞIŞ

 

 


YAZARLARIMIZ >> Ersoy KAMEK
 

 

 

 

Milli Eğitim Bakanlığı Gerçekten Milli Olmalıdır

 

          Milli Eğitim Bakanlığı’nın politikaları yüzünden mahvolan eğitim sistemimizi artık siyasetin elinden kurtarma vakti gelmiştir.

          Eğitimimizin son 10 yılına dikkatlice baktığımızda maalesef kurumlarımızın dünyadaki belli güç odaklarının eline geçtiğini görmekteyiz. Milli Eğitim Bakanlığımız 2009 Eylül ayında “ayrımcılık” konulu bir genelge yayınladı. İlk  dersin konusu olarak ayrımcılık, ırkçılık vurgusu yapılarak bir süredir tartışılan, “Demokratik Açılım”a destek istendiği görüldü. Bu genelge doğrultusunda önümüzdeki yıl ders kitaplarındaki  sözde ayrımcılık içeren unsurların ders kitaplarından çıkartılması yönünde çalışmaların yapılacağı belirtiliyor.

          İsterseniz bu çalışmaların ne zaman yoğunluk kazandığına bir göz atalım. İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi’nin istemi üzerine Tarih Vakfı'nın, Türkiye Bilimler Akademisi'nin şemsiyesi altında, Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın uzmanlığı ve Avrupa Komisyonu ile Açık Toplum Enstitüsü'nün mali desteği ile 2002-2004  yılları arasında yürütmekte olduğu Ders Kitaplarında İnsan Hakları Projesi’nde varılan sonuçlar, ders kitapları ve eğitim ortamı konusunda Milli Eğitim Bakanlığı ve bütün eğitim camiasına yönelik tavsiyeler biçiminde sunulmuştur. Bunun üzerine bakanlık ders kitaplarında değişikliğe gitmiştir.

          Daha sonra; İkinci Ders Kitaplarında İnsan Hakları (DKİH-II) Projesi; Tarih Vakfı tarafından, Avrupa Birliği ile Finlandiya Büyükelçiliği’nin mali desteğinde ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı ortaklığında Ağustos 2007’de yeniden başlatıldı. Bu çalışma Ocak 2009’da bir rapor halinde kamuoyuna duyuruldu. Bu çalışmaları yapan kurumların internet sitelerinden raporların ayrıntılarına ulaşılabilir.

          2002’de yapılan birinci çalışmanın mali destekçilerinden olan Açık Toplum Enstitüsü ABD patentli bir Soros kuruluşudur. ABD’nin Soros aracılığıyla dünyada  sivil toplum örgütleri üzerinden kamuoyunu yönlendirerek kendi siyasal amaçlarına ulaşmak için çabaladığı kamuoyunca bilinmektedir. Hatırlanacağı üzere Ukrayna’da, Gürcistan’da başarıya ulaştığı, Kırgızistan ve Azerbaycan’da başarısız olduğu turuncu devrimlerin arkasında Soros’un olduğu söylenmektedir.

          Projenin diğer bir mali destekçisi de Avrupa Komisyonu’dur. Bu proje Başbakanlığa bağlı  İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi’nin istemi üzerine hazırlanmıştır.

          2002 ve 2007’de yapılan bu çalışmaların hazırlayıcısı olan Türk Tarih Vakfı’nın mali destekçileri içinde ne ilginçtir ki ABD  destekli  Rockfeller Vakfı, Amerikan Basın ve Kültür Merkezi, Fredrich Ebert Vakfı, Dünya Bankası, Hollanda Matra-Kap Fonu, Finlandiya Konsolosluğu, Bireysel Bağışçılar (ABD) ve Kanada Büyükelçiliği göze çarpmaktadır. Acaba bu yabancı kurum ve kuruluşlarla çalışan Türk Tarih Vakfı’nın hazırladığı projeler Milli Eğitimimiz açısından ne kadar sağlıklıdır?

          Başbakanlığa bağlı bir kuruluş bu projeleri niçin Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu gibi kurumlarımız varken bağlantılarının nerelere bağlı olduğu ve amaçlarının ne doğrultuda işlediği belli olmayan ülkemizin milli bütünlüğünü tehdit eden kişi veya bunların kurduğu vakıflara vermektedir? Ayrımcılık konusunda da yapılması öngörülen çalışmalar yine aynı şekilde aynı kurumlara mı verilecektir?

          Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Eğitim Bakanlığı niçin kendi bünyesinde bulunan Talim Terbiye Kurulu önderliğinde  Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’yla işbirliği yaparak ders kitaplarında yapılması düşünülen değişiklikleri yapmamaktadır?

          Toplumun bütün kesimlerini ilgilendiren eğitim ve öğretim konusunda yapılan çalışmalara katılımcılık adına sivil toplum örgütlerinin de katkıda bulunması elbette güzel bir gelişmedir. Ancak söz konusu sivil toplum örgütleri çoğunlukla  ABD patentli vakıflarla çok sıkı ilişkilerinin bulunması bizi bir takım şüphelere sevk etmektedir. Ülkenin geleceğini planlayan, bakanlığımız bu noktaları çok daha titizlikle düşünmelidir.

 

Ersoy KAMEK

Atasen Denetim Kurulu Başkanı

 

 

My Great Web page

Facebookta Paylaş

Tweetle