Anasayfa'ya gitmek için tıklayınız.

 

 

                                                                      

İletişim
Konuk Defteri
Sık Kullanılanlara Ekle
Giriş Sayfam Yap!

 

ATATÜRK KÖŞESİ

Sendikalı Olmak
Tarihçemiz
Atasen Marşı
Temel İlkelerimiz
Tüzüğümüz
Genel Merkez
Temsilciliklerimiz

BELGELİK

PROJELERİMİZ

HUKUK DANIŞMANLIĞI

BAĞIŞ

 


YAZARLARIMIZ >> Nazlı ÜNAL
 

 

 

 

Öğretmen Olamayan Bir, Olan Bin Pişman

 

          Öğretmenlik mesleği, kutsal ve fedakârlıklarla dolu bir meslek midir? Elbette ki çoğu kişinin vereceği yanıt dolu dolu bir “evet” olur.

          Bana kalırsa bu kadar kutsallık ve fedakârlık bünyemize fazla geliyor! Açıkçası bu kutsallık ve fedakârlık sözleri, işin içine girdikçe bir balon gibi sönüveriyor. Yılgın, umutsuz, gelecekten beklentisiz hale getirilmiş pek çok öğretmen, bu çabucak sönen balonların sonuçları sadece.

           Çoğu öğretmen bir şeylerden yakınır. Kimi sistemden, kimi mesleğinden, kimi meslektaşlarından ama hemen herkes de ekonomik sıkıntılardan… “Haksızlık var!” derler de haksızlığı yapanlara değil kendilerine küserler farkında olmadan.

           Evet, mesleğimiz güzel olmasına güzel de asıl sorun bizi bize, birbirimize yabancılaştırıp mesleki heyecanlarımızı elimizden alanlarda. Öğretmenler birbirlerine çok yakın görünürler ama aslında uzaktırlar birbirlerine. Çünkü o kadar çok sorunları vardır ki içlerinde… Yalnız başlarına savaşırlar zihinlerine virüs gibi giren bu sorunlarıyla, umutsuzluk ve yıldırılmışlıklarıyla.

           Tayinler, ego tatmini peşindeki bazı idareciler, ekonomik sorunlar, veliler, öğrenciler ve en zoru da toplumun bakış açısıyla savaş içindedir öğretmenler. Sessiz bir savaştır bu. Sessiz ve derin… Bunlar öylesine çok gelir ki öğretmenin üstüne, sağdan soldan, hepsi birden…

           Kimi öğretmen nasıl savaşacağını bilemez. İnancın, temizliğin, bilginin, kalemin temsilcisi öğretmen susar, susturulur. Konuşan da susanların silahıyla vurulur. Öğretmenin katli bir velinin dilinin ucundadır. Herkes öğretmenden daha bir öğretmendir bu toplumda.

           Nedendir acaba bütün bunlar? Kendi mesleğine saygısı olmayana toplum saygı duymadığından mıdır; öğretmenlerin maddi ve manevi saygınlıklarının yıldan yıla eritildiğinden midir; milli eğitimi zayıflatıp alternatif eğitim ortamlarını güçlendirmek için devletin öğretmenlerinin etkinliğinin kırılmış olmasından mıdır, yeterince örgütlü bir meslek topluluğu olamayışından mı? Yoksa bütün bunların hepsi ve çok daha fazlası mıdır bunların nedeni?

          Atanamayan pek çok öğretmen adayı ah vah eder… Haklıdırlar da… İş sahibi olmak ülkemiz koşullarında pek önemlidir. İş sahibi olunca hak talep etmek de pek bir cesaret işidir. Çünkü hemen “Beğenmiyorsan istifa et, on binlerce atanmayı bekleyen öğretmen adayı var.” denir. Kısacası öğretmen olamayan bir pişmandır; olan bin pişman…

 

Nazlı ÜNAL

Eğitim Yöneticisi

 

 

My Great Web page

Facebookta Paylaş

Tweetle