Anasayfa'ya gitmek için tıklayınız.

 

 

                                                                      

İletişim
Konuk Defteri

Giriş Sayfam Yap!
Sık Kullanılanlara Ekle

 

ATATÜRK KÖŞESİ

Sendikalı Olmak
Tarihçemiz
Atasen Marşı
Temel İlkelerimiz
Tüzüğümüz
Genel Merkez
Temsilciliklerimiz

BELGELİK

PROJELERİMİZ

HUKUK DANIŞMANLIĞI

BAĞIŞ

 


YAZARLARIMIZ >> Nazlı ÜNAL
 

 

 

 

Okullardaki Bezdiri

           

          Son dönemlerde yeni bir olgunun farkına varılıyor: Bezdiri (Mobbing)

          Uzun zamandır farkına bile varamadık yitirdiklerimizin. Öğretmenlikle ilgili ne kadar heyecan, ne kadar umut varsa içimizde azar azar katlettiler hepsini ve sözüm ona bizlere değer veriliyormuş gibi...

           Okullar, öğretmenler, idareciler ve milli eğitim müdürlükleri... Ve oradaki müdürün müdürleri. Küçük ilçelerde ise her şeyin tek sahibi olduğunu sanan, astlarına ezilmesi gereken yaratıklar gibi bakan bazı Kaymakamlar...

            Öğrencilere ve velilere gösterilen sınırsız hoşgörü, iş öğretmenlere gelince bir anda pek sınırlı ve göstermelik bir hoşgörüye dönüşüveriyor. Öğretmeni mutsuz, veli ve öğrenciyi de mutlu ederek eğitimin niteliğinin artırılacağı düşüncesi egemen olmuş durumda. Öğretmenin psikolojisi umursanmıyor, sorunlarını dinleyen yok. Öğretmenlik fedakarlık mesleği ya bu zihniyet sahiplerine göre öğretmen, kendisine ne yapılırsa yapılsın alttan almalı hoş görmeli. Tokat yese öbür yanağını da çevirmeli oraya da vurulsun diye...

            "Eğitim-öğretim ne durumda, ne derdin var öğretmenim?" diye soran yok. Varsa yoksa okula eleştiri gelmesin de ne olursa olsun, öğrencilere öğretmenlik değil de dadılık yapılsın, anlayışı... Öğretmenler de hakkını savunamazlar zaten çünkü kimse sahip çıkmaz, açılıverir soruşturma, yapılıverir türlü çeşit bezdiri. O da olmadı çamur atılır izi kalır. Susturulur öğretmen. Öbür öğretmenlerle de düşman edildi mi işlem tamamdır. Yalnız kalır, yalnız bırakılır.

            Toplantılarda konuşulur ya küçük düşürülür, ezilir düşüncelerini ifade eden öğretmen. "Bana dokunmayan müdür bin yaşasın." anlayışındaki ölü toprağı serpilmiş bazıları da susar ya meslektaşlarına sahip çıkmak yerine. İşte size başka bir bezdiri örneği daha.

            Bir öğretmen, bir toplantıda okulu için, öğrencileri için ve iyi eğitim için düşünüp de bunları dillendiriyorsa vay haline. Önce kendi meslektaşlarının bakışlarıyla ayıplanır, dışlanır. böyle olunca da kendi içimizde bile ne saygınlığımız kalır ne de birlikteliğimiz.

            Düşünmeyip yalnızca söylenenleri yapıyorsak biz öğretmen olarak çok güzel robotlar yetiştireceğimiz kesindir. Hem böylece etliye sütlüye karışmayınca koltuk müdürlerimizle de kötü olmayız. Okullardaki mahalle baskısını da unutmayalım bu arada. Kimi zaman bir müdür, kimi zaman kraldan çok kralcı müdür yardımcıları, bazen de öğretmenin öğretmene uyguladığı bezdiri. Aslında ne çok içindeyiz de yeterince farkında mıyız acaba bu mobbing denilen illetin?

            Son dönemlerde farkına varılmaya başlayan bu olgu, özellikle hiyerarşik gruplarda, denetimin zayıf olduğu kurumlarda, gücü elinde bulunduran kişi ya da grubun diğer çalışanlara sistematik ve kasıtlı olarak psikolojik baskı uygulaması olarak tanımlanıyor ve adına da bezdiri deniliyor.

            Okullarda ise müdür, müdür yardımcıları ve bazı öğretmenlerce içerden; Kaymakam ve milli eğitim müdürünce dışarıdan uygulan bu psikolojik baskının belirtileri ise yetersizmiş duygusu uyandırılması, teşekkür edilmemesi, iyi şeylerin hiç görülmeyip sürekli açık aranması, iletişimin azaltılması, soruşturma ve ceza tehditleri vb... biçiminde ortaya çıkıyor.

            2010 yılında bir öğretmen bezdiri davası açarak okul müdürü ve iki öğretmen hakkında 12 yıla kadar hapis isteminde bulundu. Adli Tıp Kurumu, öğretmene travma sonrası majör depresyon tanısıyla rapor düzenledi. Savcı, öğretmene yapılan bezdirinin, Türk Ceza Kanunu'nun 94/2-b maddesi gereğince suç olduğunu belirtti. Öğretmen, açtığı davayı uzun ve yorucu bir süreçten sonra kazandı.

            Türkiye'de ilk olan ve kazanılan bezdiri davası bu oldu. Kim bilir kaç bin öğretmen her gün bezdiriye uğruyor? Bu sorunu yaşayıp da susmak zorunda kalıyor? Ekmek parası uğruna mı, yoksa yüz yüze bakıyoruz, huzursuzluk çıkmasın diye mi? Hakkını, yılmadan arayan bu öğretmenin ve açtığı davanın örnek oluşturması dileğiyle...

 

Nazlı ÜNAL

Eğitim Yöneticisi

 

 

My Great Web page

Facebookta Paylaş

Tweetle